İletişim sıkıntısı, kavramlara kültürel matrixlere bağlı olarak aynı karşılıkların verilmemesinden kaynaklanıyor çoğu zaman. Bu yüzden kafamıza takılan bir şey olursa onu netleştirip ortak bir payda bulmak zorundayız. Ki bu suretle kavram kargaşası yaşanmadan mesaj alış- veriş süreci sağlıklı bir şekilde gerçekleşsin…
Kader denilen şey mevcut olan olasılıklar bütünüdür. Bu mevcut olasılıklar imkânlara göre olasıdır ya da değildir. Yani diyelim ki ben buradan eve 5 ayrı yoldan gidebilirim. Aklım ve imkânlarımla bulabildiğim 5 ayrı yol. Bu yolların hepsi ayrı ayrı irademle tercih edip ve gitmeye muktedir olabildiğim yollar olsun. İşte bu yolların hepsini ayrı ayrı irademle tercih edip gerçekleştirme olasılığım kaderdir. Tercihi yapana kadar bütün olasılıklar gerçekleşebilecek olasılıklardır, ama az ama çok. Bu yollardan herhangi birini seçmem – bence özgürlük denen şey sadece burada söz konusu- ve Allah’ın c.c izniyle olayın tecellisi kazadır. Yani irade dâhilinde seçilen tercihin gerçekleşmesi. Atâ ise Allah’ın a.c diğer bir kanunudur. Yani Allah’ın c.c inisiyatif kullanmasıdır. Olayların akışını lehlere ya da aleyhlere çeviren kurallar üstü bir müdahillik. Örneğimize göre senin imkân ve aklınla bulamayacağın bir altıncı (6) yolun senin kontrolün dışında cereyan etmesi. Misal; bu beş yoldan ilk 3’ü seni hayra diğer ikisi seni şerre götürecek. Ve hayra götüren diğer 3 yolda, ilerleyen seçeneklerinde şerde kesişecek. Ya da bütün yollar yaşantına bağlı olarak şerde kesişecek. (hâyır ve şer örneğini başına gelecek kaza- musibet olarak da değerlendirebiliriz). Oysa Allah c.c seni sevdiği ve senin harcanmanı istemediği için sana bu beş yolun dışında akıl ve imkânlarının dışında olarak bir 6. yol açıyor. Ve seni cendereden kurtarıyor. Bunun terside doğrudur, yani senin iflah olmayacağını anlıyor ve seni sahneden çıkarıyor. Örneğin Hz. Hızır ile Hz. Musa kıssasında; anne ve babalarının salih kullar olması ve çocuklarının onları küfre düşüreceğinden dolayı Allah’ın a.c Hızır eliyle o çocuğu öldürmesi. Hatta Musa a.s’nin ilim öğrenmek için Hızır a.s ile karşılaşması da bir atâ örneğidir. Aslında şans denilen şey bir rast gelme eyleminin tecellisidir, tevafuk. Bazıları buna şans der.
Evet, rasyonelde (yani zihindeki düşün eylemleri, kavram oluşturma vb.) imkânsız diye bir olay söz konusu değildir. Zira gözlerinizi kapatıp mevcut imge, kavram ve tahayyül potansiyelinize göre; ışık hızına çıkabilir, kozmos’ta gezinti yapabilir veyahut da gaibe uzanmaya çalışabilirsiniz. Nasıl ki insan, kaza ve kader Allah ürünü ise, tahayyül alemleri de Allah’ın sanatı olan insanın ürünüdür. İki âlemin mükemmelliği Allah ve sanatı olan insanın farkını ortaya koymaktadır.
Tercihler ve yollar, bitip tükenmeyen her seferinde daha da giriftleşip muğlâklaşan dallanıp budak saran…Kader… Bunu attığımız her adıma, atılan adımlara ve bütün kozmosa uyarlarsak kader denen olasılıkların ne kadar hafzalaları aşan bir olay olduğunu daha iyi algılarız. Matematiği yeise düşürecek karmakarışık kombinezonlar bütünü. 10 üzeri 950 diyen Darvinciler bu olasılıkları düşünmüş müydü acaba? 10 üzeri 950 üzeri 9500 diye giden bir olasılık zinciri. Sadece bu rakamsal zincir bile kainatın ne kadar kompleks bir yapıya sahip olduğunun delilidir kanaatimce.