1-) John Pilger, Dünyanı Yeni Efendileri (Küresel Yağmacılığın Gerçek Yüzü), Çev. Ali Çimen, Timaş Yay., 3.baskı 2004
Kitapta dünyanın savaşlarla, medyayla, İMF vb. kuruluşlarla ile nasıl çarktan geçirilerek küreselleştirilmek suretiyle hegemonyalaştırılışını göreceksiniz. Endonezya’daki beyaz devrimin, Irak ve Afganistan savaşlarının; arkasındaki ekonomik sebepler ve dünya siyaseti için sömürgeleştirme projeleri, insanların demokratikleştirilme ve silahsızlandırılmaları adına katledilmeleri! Savaşların ekonomik çehresini, medyanın nasıl silahsız devrimler yapabileceğini (halk kahramanlarının devlet düşmanı gibi gösterilmesi ki bunun terside olabilir) ve IMF’nin hangi amaçlara hizmet ettiği hakkında bilgi edinmek isteyenler için verimli olacak bir kitap…
Kitabın arka kapağından…
Dünyanın önde gelen bilgi ve haber kaynaklarının ya sahibi olan ya da onları denetleyen Amerikalı ve Avrupalı medya devleri, ‘bilgi toplumunu’ politik açıdan ‘güvenilir’ olarak görülen bilgilerin sürekli tekrarlandığı bir ‘medya çağı’na taşıdılar. Batı’ da yaşayan bizler, diğer toplumları bize sağladıkları fayda ya da yine bize karşı oluşturdukları tehdit açısından görmeye şartlandırılıyor ve ‘kültürel’ değerleri ekonomik ve politik güçlerden daha önemli görme eğilimi gösteriyoruz. Bunu anlayabilecek çapta bilgi donanımına sahip olanlar ise bildiklerini saklıyorlar. Belki de tarihin hiçbir döneminde bu kadar sessiz kalmamışlardı…
Dünya’nın Yeni Efendileri, ‘yeni’ düzenin ne menem bir şey olduğunu aydınlatmak, söz konusu büyük gücü ve manipülasyonlarını koruyan görülmemiş sessizliği yırtmak, daha doğrusu gündemdeki yeni savaşın ana hatlarını ortaya koymak için kaleme alındı.
2-) E.Gn. Korkmaz Tağma, Yeniden Yapılandırma Kuralları (jeopolitik, istihbarat ve stratejisi (JİS) ilim, kural ve becerisi), Timaş Yay., İst.2001
Kitapta devlet, sivil toplum, demokrasi, yeniden yapılanma kavramları incelenerek yeniden yapılandırmada jeopolitik, istihbarat ve stratejinin önemi üzerinde durulmuştur. Özellikle Türkiye’nin 21.yy.la girerken demokratikleşmenin yönü hakkında- bu süreci olumlu ve olumsuz şekilde etkileyen unsurlar- bilgi sahibi olunacak bir kitap.
Kitabın arka kapağından…
Toplumlar, başlarına gelen bütün kötülükleri ve acıları hep tevekkülle karşılar. Ancak siyasi güç ve yönetimin yapısından kaynaklanan kötülüklere ve acılara, toplumlar aynı şekilde ve kolaylıkla uzun süre katlanamazlar.
Bir ülkeyi başarıya ulaştıran faktörlerin başında; lider, yönetici ve bürokratların kafalarındaki JİS (Jeopolitik, istihbarat, strateji) ilim, kural ve becerisi, iradelerindeki sabır, sebat, azim ve gayret, kalplerindeki halkın inanç sistemini kavrayan iman gücü gelir.
Eğer bir ülke çağdaşlığı yakalayamamışsa, bunun gerçek sebebi bazı lider, yönetici ve bürokratların çağın öngördüğü yeniden yapılanma (teşkilatlanma) kurallarının farkına varamamaları, sosyal ve kültürel güç unsurlarını birer sektör olarak istismar etmeleridir.
3-) Dr. Şükrü Nişancı, Sivil İtaatsizlik, Okumuş Adam Yay., İst. 2003
Kitapta Direniş, sivil itaatsizlik ve sivil itaatsizliğin tanımları ve felsefeleri batı ve doğu toplumlarındaki tarihsel gelişimi sivil itaatsizliğin öncü örnekleriyle (Sokrat, Gandi) anlatılmıştır. Demokrasinin 20.yy. geldiği nokta itibariyle oluşan açmazlarında sivil toplum ve sivil itaatsizliğe olan gereksinimim önemi üzerinde durulmuştur.
Kitabın arka kapağından…
Kökleri çok eskilere dayanmakla birlikte sivil itaatsizliğin siyasi bir yöntem olarak cazibe kazanması oldukça yenidir. En bariz özelliği şiddetsizlik olan bu yöntemin, şiddetin giderek tırmandığı bir dünyada başarıyla uygulanmasını insanlık adına en az elektriğin icadı kadar önemli saymak gerek.
Anayasal düzeni tehdit etmeyen, vicdani, şiddetsiz bir kanun protesto demek olan sivil itaatsizliği diğer muhalefet şekillerden ayıran temel fark her türlü bencillikten uzak olarak uygulanmış olmasında (ahlaksallık) yatar. Kökleri filozof Sokrat’a kadar giden sivil itaatsizlik, başta Amerika olmak üzere bütün dünyada adeta yeniden keşfedilmiştir. Son bir buçuk asırdır, Amerika’da başarılı örnekleri verilen sivil itaatsizlik, dünya çapında uyandırdığı cazibe ile bugün siyasetin en başat kavramları arasındaki yerini almıştır.
Kısaca sivil itaatsizliği, ‘ben/birey’ ve ‘devlet/siyasi otorite’ bir arada kavgalı (düşman) olarak nasıl yaşayabilir ya da bu mümkün müdür sorusuna değil, ‘ben/birey’ ve ‘devlet/siyasi otorite’ iki bağımsız şahsiyet olarak varlıklarını nasıl sürdürebilirler sorusuna verilmiş cevap olarak düşünmek gerekir.