Geçenlerde bir yerde okumuştum. Güzel bir karikatür olmuş kanımca. Birisi elinde bir kağıtla koşarak geliyor:
- Profesör, Türkler % 100 insan olan koyun yapmışlar; diyor.
- (Prof. ise) Evet, 1980'den beri üstünde çalışıyorlardı; diyor.
Gerçekten güzel ne kadar acıda olsa. Bu insanların amacını hala anlayabilmiş değilim. Soruyorum ve cevaplıyorlar:
- Kardeşim dünyaya kazık mı, çakacaksınız?
-- Hayır.
- Ölmeyecek misiniz?
-- Evet öleceğiz.
- Peki o zaman bu bitmek tükenmek bilmeyen hırsın anlamı ne ola ki?
-- ...(yorumsuz)
Olayların dah da üzücü boyutu ise bu tarz olaylar için zaman ve mekan tayin edemiyorsunuz. Her an, her yerde olan şeyler.(Bütün dünya)
Geçenlerde ki Mardin'de yaşananlar gerçekten insanın hafzalası almıyor. Herkesi öldür, çocukları bile; çünkü hayatta kalırlarsa bize tehdit oluşturacaklar. Ancak vahşi bir kurt yapar bunu diyeceğim ;ama o da açlık gerekçesinden dolayı yapıyor bunları. Karnını doyurmak önemli bir mesele... Meşhur bir hikaye geliyor aklıma( ya da film ,naçizane hafızam...). Afrikalılar emperyalist güçlerin insanları öldürdüklerine değil, onları yemeyecekken öldürmelerini vahşet olarak değerlendirmişlerdi. Freud haklı mıydı yoksa, bütün davranışları belirleyen temel unsurlar saldırganlık ve cinsellik miydi? Cevabınız evetse soruyorum. Gerçek nedir sizce? Beş duyu organınızla sahip olduklarınız mı? Güneş ışığında bile mevcut olanın %97- 99'u görünmüyorsa (bilimsel veri) gözünüzle gördükleriniz mi gerçek. O zaman görünmeyenler. Peki ya gerçek dediğiniz şey aynı zaman da kalıcı da olmalı değil mi? Bu gün peşinde koştuğunuz para, şehvet, haz vb. bunların hangisi geçeci değil yada size bunları sunan dünya... Mevlana düştü aklıma. - Sen görmüyorsun diye o direk orda yok değil. (Direk orda ama sen görmüyorsun.)
Küreselleşen dünyada sınırların kalkması olayını epeyce anlayamamıştım. Şimdi anlamlandırıyorum. Sınır diye bir şey yok. Ama birilerin göre yok ve var çoklarına göre. İslamiyet bana insanlar arasında dil, din, ırk vb. ayrımlar yapmamamı emrediyor. Yine aynı şekilde kapitalistlerde pek ayrım taraftarı değiller. Yoksa onlar potansiyel birer Müslüman adayı mı? Yok yok hiç bir şeye tek taraflı ve bir açıdan bakmamak gerek. Bütün olayları çok boyutlu değerlendirmeli. Bu adamlar; tüketimi tetiklemek için değerleri aşındırıyorlar. Değersizleştirilen bir yığın yaratmak. Reklam olayını iyi kullanıyorlar. İnsanları tüketim eksenli olarak şartlandırıyorlar( para harcayarak, şiddet kullanarak ya da aldatarak, kandırarak rahatlayan insanlar). Şartları kontrol et, tüketilecek malı teşvik et ve üretim yap, ya da elindeki mal için pazar bul veyahut da pazarı kendin oluştur. O ülke ya da toplumda ekonomik, siyasi, sosyal kriz; ya da istikrarsızlıklarla; çeşitli hastalık vb işlemlerle insanların huzurlarını bozarak gerçekten yetişmiş insanları kaçır. Çünkü yetişmiş ve bilinçli insanlar insanların düşünce, duyuş ve değerlerinin iğdiş edilmesine göz yummayacaklardır.
Artık bırakın bu ucuz çıkarları. Herkesin oyunları yarım kalacak. Sadece süreci ertelemeye, geciktirmeye çalışıyorsunuz. Eninde sonunda bu insanlar bir çıkış yolu bularak oyunlarınızı tersine çevirecek...