"Kamu-Sen Genel Kurulundan bir hafta önce bir siyasi Parti Genel Başkanı, sendikaların Genel Merkez Yöneticilerini toplayarak Genel Başkan adayının şimdiki Genel Başkan olduğunu ifade ile herkesin ona göre davranması gerektiği talimatını vermiştir. Şuayip özcan Türk Eğitim Sen Onursal Başkanı Türk Eğitim Sen Onursal Başkanı Şuayip özcan'ın kamuya yönelik haber yapan bir internet sitesine verdiği mülakat gözleri yeniden Kamu Sen- MHP ilişkisine cevirdi.
Kamu Sen Eski Genel Başkanı ve MeHePezade Resul Akay'a yapılanlar hafızalardaki tazeliğini korurken Kamu Sen'e aday olan ve siyasi parti müdahalesi ile ipi çekilen Türk Eğitim Sen Eski Genel Başkanı Şuayip özcan'ın suskunluğunu bozması Sendika-Siyaset İlişkileri tartışmasını yeniden başlatacak gibi. Sendika, çalışanların özlük, ekonomik, sosyal, demokratik haklarının alınıp, korunup geliştirilmesinin örgütüdür. Siyaset ise, en geniş anlamda ülke sorunlarıyla ilgilenme, ülke sorunlarına çözüm üretme işidir. İlgilendikleri kitle açısından siyaset daha geniş bir yelpazeyi içerir. Bu sendikaları ilgi alanının sınırlı olduğu anlamına gelmez. çünkü bütün toplumsal olaylarda, iktisadi dalgalanmalarda ve sorunların temelinde sebep-sonuç ilişkisi vardır. Bu açıdan bakıldığında sivil baskı grupları olan sendikalarla yönetim erkini paylaşan ya da yönetim mekanizmasına talip olan siyaset kurumları ile doğal bir ilişki kaçınılmazdır. Sorun doğal ilişkinin sınırlarındadır.
Sendikaların ortaya çıkışından bu güne gerek Avrupa'da gerekse Türkiye'de tartışma konularından birisi Sendika Siyaset İlişkileri olmuştur. "Evet, sendikaları siyasetten ayırmak elbette olanaklı değildir. Partilerin sendikalarda lobileri olmamalı ama sendikaların mutlaka partilerde lobilerinin olması gerekiyor. " Ancak tarihsel kökenleri ve işlevlerine baktığımızda sendikalar siyasetin içinde olmakla birlikte siyasi partilerden ayrı ve farklı kuruluşlardır. Partiler, ortak bir ideolojiyi paylaşan insanların örgütü olduğu halde, sendikalar farklı ideolojileri paylaşan insanlarında örgütüdür. Bilindiği gibi partiler iktidarı elde etme araçları olduğu halde, sendikaların böylesine doğrudan bir işlevi yoktur." (Berberoğlu, A. 2004)
Sendikaların işlevselliği ve siyasetin muktedirliği her zaman sorgulanmıştır. Yetkili sendikanın iş bilmezliğini yetkiye yakın olan sendikalar dillendirirken, İktidarların muktedirliğini ana muhalefet yakın takibe alır. Siyaset mekanizması yönetimin sac ayağını oluşturan sermayeyi temsil eden, Sivil Toplum Kuruluşlarını ya da Demokratik Kitle örgütlerini, çalışanların örgütlü gücü olan sendikaları, ülke gerçeklerini, uluslar arası etkenleri dikkate alır ve kalıcılığını pekiştirmeye çalışır. Yönetime etki eden veya etmeye çalışan baskı gruplarını dinlemek ve paydaş kabul etmek genelde zordur ve uğraş ister. Onun için siyaset kısa yoldan çözüm bulmak için bu baskı gruplarını kontrol etmeyi ve kendi çıkarları doğrultusunda yapılandırmayı seçer. İşte sendika siyaset çatışması/çakışması bu noktada başlar. "Fakat asıl sorun ve yadırganması gereken durum; sendikaların siyasal odakların esiri, mahkûmu ve çalışanın aleyhine bile olsa her durumda, kendisine yakın olan siyasal görüşün emrinde olması, mahkûmu olması durumudur."(Kızıklı,M.2008)
Bu çakışma ve çatışma noktası sadece bizim sorunumuz değildir. "1976 yılında İngiltere’de Sendikalar Kongresi'ne üye 113 sendika vardı. Bunların 61'i İşçi Partisine üyeydi. Bu tarihte İşçi Partisi'nin 6.5 milyon toplam üyesinin, 5.8 milyonu, partiye üye sendikalar aracılığıyla sağlanan kollektif üyelikten oluşuyordu. 1975 yılında İşçi Partisi'nin toplam geliri 1.247.000 sterlin'di. Bu miktarın 1.118.000 sterlinlik bölümü sendikaların aktardığı kaynaktır. (Berberoğlu, A. 2004)
Dolayısıyla ilişki duygusal olabileceği gibi, organik ve ekonomik şekilde de olmaktadır. Organik bağ ile siyasete bağlı olan yapılar "yandaş sendika" olarak adlandırılmaktadır. İcazet ve vesayet terimleri çoğunlukla siyasiler için kullanılmaktadır. Ya da günlük hayatta çok kullanılan bu terimler siyasiler için kullanıldığında belleklerde yer etmektedir. Çoğunlukla dışardan direktifle kontrol edilen ve pohpohlanan siyasi liderler toplum için ümit kaynağı gibi sunulurken bağımsızlığını yitirmiş yapıların çok da faydasının olmadığını siyaset geçmişi gözler önüne koymaktadır. Ümit olarak sunulan proje çalışması siyasi hareketler artık tutmamaktadır. Halk mühendislik ürünü siyasete prim vermemektedir. İletişim araçlarının kontrol dışına çıkması halkın manipüle edilmesini kolay bir yol olmaktan çıkarmıştır. Artık her şey transparan bir yapıya dönüşmüştür.. Bu kabul edilmesi beklenilen gerçeklik sendikaları da daha dikkatli davranmaya zorlamaktadır. Duygusal değil ilkesel davranmak artık bir zorunluluktur. İcazet ve vesayet kısa vadede prim yapabilir ama uzun vadede yalnızlaşmayı ve yok oluşu getirecektir. 2001'de MHP tarafından azledilen Resul Akay; MHP'nin Türkiye Kamu—Sen üzerinde vesayeti olduğunu söylemiş ve kendisinin buna izin vermek istememesi yüzünden dışlandığını deklare etmişti. "Ben bir şey kaybetmedim. Kaybeden memur sendikacılığı oldu" diyen Resul Akay'ın tespiti diğer sendikalara siyasetle ilişkilerinizi gözden geçirin demektedir. Hatırlanacağı gibi; Türk Haber Sen kongresine müdahale eden MHP; Resul Akay'a tehditler savurmuştu. Bursa Milletvekili Orhan Şen; "Kongreye giremezsiniz, kafanızı gözünüzü kırdırırız" diyerek sendika siyaset ilişkileri konusunda akıllardan çıkmayacak izler bırakacaktı. Yaşananları biraz öne saracak olursak Bahçeli, Ali Işıklar'a, "Akay ne yapmak istiyor? Kamu– Sen'de neler oluyor? Gerekeni yapmanızı istiyorum." talimatı vermişti. (Dönemin) Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ile yakın dostu arasında kalan Ali Işıklar'ın Kamu–Sen'le temasa geçtiği Bahçeli'nin tepkisinin 'kendisine hissettirildiğini' söyleyen Resul Akay'ın yaşananları resmeden tasviri hakikaten ibretlikti. Resul Akay; "Abisi olmayan kızı taciz ederler." diyerek, yaşananlar nedeniyle DYP ile yakınlaşmaya mecbur olduklarını ima etmişti. Akay, MHP ile arasında yaşanan problemi ilginç bir benzetmeyle açıkladı: "Anadolu'da abisi olmayan kızların evinin önünden, genellikle delikanlılar geçip dururlar. Kızın abisi olmadığı için, o delikanlılara kimse bir şey diyemez. Kızı taciz ederler yani. Ancak abisi olan evin önünden iki defa geç, (Sen buradan niye sık sık geçiyorsun?) diye adamın alnını karışlarlar. Bizim durumumuz da biraz buna benzedi."demiştir.(Zaman: 31.12.2001)
Siyasetin gazabından kaçmak için bir başka siyasiye yanaşmakta bir kucaktan diğer kucağa düşmektir ki, kötü yol olarak farkı yoktur. Asıl olması gereken örgütün bu müdahale girişimlerini dikkate almayacak olgunluğu yakalamış, kurumsal yapıya kavuşmuş olmasıdır. Genel Başkan'ın iradesine ipotek koyanlar delegeleri ihmal etmemişti tabii… Delegelerin yaşadığı Akay'dan farksızdı. "İkna odaları" genelde başörtülü kızlara yapılan psikolojik baskı ile gündeme geldi. Sendikacıların ikna odalarına alınması ile ilgili o günkü Evrensel Gazetesine yansıyanlar aynen şöyleydi. "Özellikle MHP'li bakanlıklarda bizzat müdürler eliyle üye kayıtları yapılması nedeniyle sık sık şikâyet edilen Kamu-Sen, MHP'nin eleştirilere tahammülsüzlüğü nedeniyle şimdi kendi içinde kavga yaşıyor. "Biz Türk Haber-Sen delegeleri olarak Belene kampına alındık" diyerek, üzerlerinde oynanan oyunları sergilediler. Delegeler, iktidar partilerin üst düzey yöneticilerinin, milletvekilleri ve bürokratların kendilerini "ikna odalarına" aldıklarını belirterek, "yalvarıyoruz, bizi bu zorbalardan kurtarın. Şu anda burası Belene kampı gibi" dediler. (Evrensel: 26.01.2002)
Siyasetle sendikal hareketin kafa kafaya geldiği haller olmuştur, olmaktadır. Bu durumda sendikalar bağımsızlığını koruyabiliyorsa, ortada mesele yoktur. Elbette düşünsel anlamda, dünya görüşümüz itibarıyla örtüştüğümüz yerler oluyor ve olabilir, ama bu, sendikaların siyasi parti gibi hareket ediyor olmasını gerektirmez. İngiliz İşçi Sendikaları Konfederasyonu, İşçi Partisi'nin finansörüdür, yıllarca da organik ilişki içinde olmuşlar. Beş yıl önce ilişkiyi kesmişler. Bu bir tecrübedir (Uslu, S. 2006)
Salim Uslu sendikalarla siyasetin kafa kafaya geldiği durumlardan söz etmektedir. Resul Akay'ın Genel Başkanlığını yaptığı Kamu Sen siyasetle kafa kafaya gelmiştir ve sınavı geçememiştir. Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz diğerlerinin yanlış olmasından şikayet edemezsiniz. Şuayip Özcan'ın suskunluğunu bozarak deşifre ettiği gerçek, Kamu Sen'de değişen bir şey yok. Aradan geçen bunca yıla rağmen Kamu Sen yine aynı Kamu Sen dedirtiyor. "Sarı sendikacılık mı, vesayet sendikacılığı mı yoksa kitle sendikacılığı mı istediklerine delegeler karar verecek" (Evrensel: 26.01.2002)diyen Akay, sendikacıların duruş yerinin toplumsal muhalefet olduğunu, iktidarlara karşı duruş sergilemeleri gerektiğini söylemişti.
Partilerle sendikaların ilişkilerinin bu düzeyde olması gerektiğini, ebedi dost olamayacakları gibi ebedi düşman da olamayacaklarını belirten Akay, zaman zaman partilerin rolleri değişse bile sendikaların rollerinin değişmeyeceğini savunmuştu. Partilerin sendikalarda lobileri olmamalı ama sendikaların mutlaka partilerde lobilerinin olması gerekiyor. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ile ilgileniyorlar. Şimdi partilerin o kuruluşlar içinde lobileri varsa bu lobiler vasıtasıyla kongrelerle ilgilenmeleri hatta aday çıkarmaları bir ölçüye kadar doğru karşılanabilir. Ancak, burada antidemokratik yöntemler kullanılırsa, devletin gücü kullanılırsa, orada her şey kopar. Her şeyin mübah görüldüğü sendikal ikbal yarışı, en fazla zararı örgütlü güce vermektedir. Çalışanların yüzde 50'ye yakını hala sendikasızdır. Bunun nedenini birazda belleklere bırakılan izlerde aramak gerekir. Herkesin bildiği gibi ülkemizdeki erk sahipleri ya makam da ölürler, ya da bulunduğu makamı batırarak terke mecbur kalır veya tabanı tarafından kovulurlar. Ben her halükarda bunu kabul etmedim. Edemezdim. Tabi bu olay dostları üzerken, çıkarcıları sevindirmiştir. Doğuşuna sevinilenlerin, yok oluşuna da üzülünür.
Kendi çıkarları için milleti yok sayanlara da örnek olması gerekirken, makamlarda çeşitli desiselerle kalmaya çabalayanların takdirini de Türk milletine bırakıyorum.(kamudanhaber.com:13.02.2009) diye Şuayip Özcan yapılanlar karşısında içerlediğini ifade etmeye çalışmaktadır. Genel Başkanı olduğum dönemde Türk Eğitim-Sen'i kimsenin isteğine göre şekillendirmeden, siyasilerin isteklerine bakmaksızın, siyasetin arka bahçesi yapmadan, Tür Eğitim-Sen'lilerin isteği doğrultusunda yönetmeye gayret gösterdim. Zaman zaman hain ilan edildik. Tehdit edildik. Bizi devirmeye çalıştılar ama ben çıkarcılara boyun bükmedim. Bu konuda da tabanımızın büyük desteğini gördüm. Diyen Özcan devamla; Türk Eğitim-Sen Genel Kurulundaki yapılan seçimlerde halen görev yapmakta olan yönetimi desteklediğimi kürsüden ilan ettim.
Seçimlerin sonucunu müteakiben ziyaret ettiğim, Genel Merkezimizden büyük bir hayal kırıklığı ile ayrıldım. Bir daha da ziyarete gitmedim. Bir arkadaşımızın dışında ziyaretçimde olmadı. Diyerek vefasızlıktan şikâyet etmektedir. "Son Türk Eğitim-Sen Genel Kurulundan önce yönetim kurulumuzu ve başkanlar kurulu toplantısında, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanlığından ayrılmayı düşündüğümü söyledim. Ancak Kamu-Sen Genel Başkanı olarak bir dönem görev yapmak istediğimi söylediğimde destek sözü aldım. Her zaman olduğu gibi parti teşkilatları harekete geçerek delege üzerindeki baskı artırılarak, Kongrede TES Başkanının, şimdiki başkanın listesinden Genel Sekreter adayı olması ve konuşmasında Genel Başkan olmayanlara oy verilmemesi yönündeki çağrısı ve sabahlara kadar yapılan psikolojik taarruz seçimi kaybetmeme neden olmuştur." Diyen Şuayip Özcan satışa gelmenin yaşattığı psikolojik çöküntüyü ve vefasızlığı ifade etmektedir. Söyleyeceğim tek şey verilen sözlere ve ahde vefaya sadık kalınmasıdır. Siz buna uymazsanız bir başkası da aynını size yapar. Hele de liderim diyenler dokuz düşünüp bir konuşacak. Konuştuğunda da sözünü yutmayacak. Halk böylesini sever. Diyerek Mevcut Başkan İsmail Koncuk'a ilerde yaşayacağı kaçınılmaz sonu işaret ederek "rüzgâr eken fırtına biçer" demektedir. Çıkarı için çevremde yağdanlık olanların ise bir başka yerde yağcılığa devam ettiğini de gördüm. Diyen Eski Genel Başkan'ın yaşadıkları koltuğu korumak için her şeyi gözden çıkaranları haklı çıkarır nitelikte. Etrafınızda fır dönen ve gururunuzu okşayan dalkavukların, imkan ve nimetlerin, flash ışıklarının olmadığı sade bir hayat alışılması gereken gerçek hayattır. Şuayip Özcan, hala Genel Başkan olarak devam etseydi "Başbakanın Davos çıkışı bir insan olarak beni onure etmiştir. Bugüne kadar yöneticilerin uyuşukluğuna vurulmuş bir tokattır." Sözü Resul Akay'a haddini bildirenler tarafından ekarte edilmesine yeterdi sanırım. Çünkü organik bağ, duyguları gizlemeyi ve at gözlüğü ile bakmayı bir nevi zorunlu kılar. Bu yalancı çoban misali inandırıcılığın yitirilmesine neden olur. Ne söylendiğinden ziyade kimin söylediğine kulak kabartılması çoğunlukla bu yüzdendir.
Sonuç: Kamu vicdanını yerine getiriyor olmanın temel şartı bağımsızlığı korumaktan geçer. Bu İşçi sendikaları içinde, memur sendikaları içinde böyledir. Sendikaların bir vesayet kurumu olarak var oluyor olması, özgür düşünmelerini ve ülkenin karar mekanizmalarına etki etmelerini engellemektedir. Onun içindir ki sendikalar devletin yetişemediği noktalarda çözüm yeteneklerini kullanan örgütler olmanın ötesinde zaman zaman kontrol altında tutulması gereken, istikrarı bozma yetenekleri olan kurumlar olarak görülmektedir. Bu bazen sendikaların sivil olmamasından kaynaklanmaktadır. Sivil olmak kurumsal yapıda delege iradesine ipotek konulmaması demektir. Örgütün karar mekanizmalarının demokratik yöntemlerle şekillenmemesi sivil olmayı engelleyen en önemli etkenlerden biridir. Sivil olmak sivil giyinmek değildir. Yöneticilerin kıyafetinin sivil olması kafalarının içinin üniformalı olmasına engel değildir. Bazı sendikaların temsil ettiği sosyal tabanın siyasal bilinçaltına mesaj vermek için devletin ileri karakolu gibi hareket etmesi hakikaten yadırganacak bir durumdur. Paramiliter yapılanmalarla bazı sendikaların adının anılması bir yerlerde yanlışlık yapıldığının işaretidir. Farklılıkları harmanlayan homojen yapılar olması gereken sendikalar bazen farklılıkları birer tehdit olarak algılamaktadır.
Yıllarca sendikalarda da sağ sol ayrımının olması ve kutuplaşmanın üniversite genliği gibi sendikalarda da at başı gitmesi nasıl izah edilebilir? Sivil yapıları simge ve sembollerin savaşına ring olarak algılamak geride kalmalıdır. Sendikalar, ideolojik kavgaların sopası olarak kullanılmamalı, müntesipleri ile birlikte, bütün örgütlü çalışanların özlük ve sosyal haklarının mücadelesini ortak payda seçmelidir. Sendikaların itirazlarının, kabullerinin mantığı, bilimsel temeli ve her zaman sosyal gerekçesi olmalıdır. Direktif aldıkları kurumların emirleri doğrultusunda tavır geliştiren yapılar en fazla zararı yine kendi kurumlarına vermektedirler. Sendika Siyaset ilişkisi üzerine söylediğimiz bunca söz Türk Eğitim Sen Onursal Genel Başkanı Şuayip Özcan'ın suskunluğunu bozması üzerine söylenirken; Kamu Sen veya Türk Eğitim Sen'i hedef alarak söylenmiş değildir. Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, Memur-Sen ve bütün sendikalara söylenmiştir. Kamu Sen'in siyasi parti tarafından direk müdahil olunan bir yapısının olması ve ikinci kez de tescillenmiş olması belki bu yazının yazılmasında bir vesile olmuş olabilir. Eğer yazıyı bitireceksek Türk Eğitim Sen Genel Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kızıklı'nın örgüt olarak yaşadıkları çarpıklıklara isyan olarak algılanacak sözü ile bitirelim.
Umarız bu söz bir çokları için ders niteliğinde olur," Hiç kimse inandığınız doğrultuda davranmanızı, yaşamanızı engelleyemeyeceği gibi, hiç kimse sizin efendiniz de değildir. Bu, bir yerlere mutlaka düşman olunmasını da gerektirmemelidir. Bu ayrımın bilincinde olarak sendikalara sahip çıkılmalı, sendikaların üyelerinden başka odak ve kişilerin kullanacağı bir kurum olmasına izin verilmemelidir." (Kızıklı, M.:2008)
Kaynaklar: 1.Kıvanç. A., Belge. N., Sendikalar Nereye Gidiyor? (6) ,01.09.2006 Radikal Gazetesi 2.Berberoğlu, A. Sendika-Siyaset İlişkisi Üzerine, Sendikal Birlik Dergisi Haziran 2004, Yıl 1, Sayı 1 3.Kızıklı, M., Sendikal Durum Değerlendirmesi, www.turkegitimsen.org.tr 07.02.2009 4.Küvel, S.,Zaman Gazetesi: Kamu–Sen Başkanı Akay'ı yakın takibe aldı.31.12.2001 5.Evrensel Gazetesi: Kamu Sen'e MHP Baskısı.26.01.2002 6.Çobanoğlu,A. "TES Onursal Başkanı Şuayip ÖZCAN'la Röportaj, www.kamudanhaber.com: 13.02.2009
Ali YALÇIN
kamudanhaber.com