Sitesinden Alıntı Yapılmıştır..
Erzurumda çalışan bir eğitimcimiz sözleşmeli öğretmenlikten kadroya gecince calıstıgı süreleri zorunlu hizmetten saydırmıstır.
İŞTE meb in yazısı
KONUYLA İLGİLİ EĞİTİM SEN'İN AÇIKLAMASI:
Sendikamızın açtığı dava üzerine 04.3.2006 gün ve 26098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile yapılan düzenlemelerden bir bölümünün yürütmesi, Danıştay İkinci Dairesi’nin 2.10.2006 günlü, 2006/650 esas numaralı kararıyla durdurulmuştur.
Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138/4. maddesinde “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 4001 sayılı yasanın 13. maddesiyle değiştirilen 28. maddesinin 1. fıkrasında “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez....” kuralına yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”, 4. fıkrasına göre de “Mahkeme kararlarının (otuz) gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgili, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.” Bu kurallardan da kolayca anlaşılacağı üzere idari yargı kararlarının uygulanmaması, yönetimin ve bu kararları yerine getirmeyen kamu görevlilerinin giderim (tazminat) ile sorumlu tutulmalarını gerektiren bir eylemdir. Ancak bu sorumlulukların somut sonuçlara doğurabilmesi için yargı kararlarının uygulanmasından yarar sağlayacak olanların hukuksal girişimlerde bulunmaları gerekir.
Bugüne değin yaşadığımız deneyimler; yönetimin, Danıştay kararını sonuçsuz ve etkisiz bırakabilmek için elinden geleni yapacağını, “hukuka karşı hile” yoluna başvurabileceğini, yürütülmesi durdurulan düzenlemelere dayanılarak yapılan işlemleri geri almayacağını düşündürmektedir. Çünkü geçmişte bakanlık, Danıştay kararlarının geriye yönelik etki doğurmasını (geriye yürümesini) önleyecek nitelikte genelgeler bile göndermekten çekinmemiştir. Bu genelgelerin birisinde “Karar gereğince, ilgi Yönetmeliğin yürürlüğü durdurulan maddeleri çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmaması...” istenmiş, ancak, aynı maddelere dayanılarak yapılan işlemlerin geri alınması doğrultusunda bir yönergeye (talimata) yer verilmemiştir. Sendikamızın yazılı uyarısı da bakanlığın hukuk çizgisine çekilmesine yetmemiştir. Oysa idari yargı kararlarının geriye yürümesi, yönetim hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bu ilke, yürütülmesi durdurulan düzenlemelere dayanılarak yapılan tüm işlemlerin (bu arada bireysel işlemlerin de) geri alınmasını gerektirmektedir.
Kaynak:
www.memuruz.net