Fikirler benzin gibidir çok kişide benzin vardır fakat onu bir motora koyup çalıştırabilecek girişim, alevleyebilecek kibrit yoktur, demiş batılı bir düşünür
"Yapılması gereken önemli bir iş vardı ...
Herkes, Birisi’nin bu işi yapacağından emindi.
Gerçi işi, Herhangi Biri de yapabilirdi.
Ama Hiç Kimse yapmadı...
Birisi buna çok kızdı. Çünkü iş Herkes’in işiydi.
Herkes, Herhangi Biri’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu.
Ama Hiç Kimse, Herkes’in yapamayacağının farkında değildi.
Sonunda;
Herhangi Biri’nin yapabileceği bir işi, Hiç Kimse yapmadığı için, Herkes, Birisi’ni suçladı."
(Sayın Bakana mektup)
Sayın Bakanım yeni görevinizin vatanımıza ve milletimize hayırlı olması dileğiyle görevinizde başarılar dilerim.
Bu mektubumu çeşitli nedenlerle (okumak,ailesine yük olmamak,geçinmek)kpss yoluyla(lise mezunu olarak)çeşitli kurumlarda ,çeşitli görev ve ünvanlarda(öğretmenlik hariç)çalışan öğretmen olabilme hasretiyle memurluk yapan arkadaşlar adına yazıyorum.
Ne yazık ki MEB’in özellikle eski bakanımız sayın Hüseyin Çelik dönemiyle birlikte atama yönetmeliklerinde yapmış olduğu akıl almaz değişiklikler öğretmenlik diplomasını almış benim gibi devlet memuru arkadaşların öğretmen olmalarını neredeyse imkansız hale getirmiştir.
Gerekçe ise çok basit ve akıl almaz bir anlayış içindedir:”sizler iş sahibi oldunuz daha ne istiyorsunuz” mantığına bürünmüştür.siz de kabul edersiniz ki bu mantık bir avukata :” sen avukat oldun neden bir savcı veya bir hakim olmak istiyorsun” mantığıyla paralel insanın kendini geliştirmesini,kariyer sahibi olmasını engelleyici bir anlayış taşımaktadır.
Bahsettiğim üzere bizler okumak, ailelerimize yük olmamak mecburiyetiyle memur olduk ve okulumuzu bu sayede bitirdik.
Sayın Bakanım, isteğimiz hukuk kuralları içinde eşit haklara sahip olmaktır.Nedir bu haklar?
-Devlet memurlarına kpss ile öğretmen atamalarına başvuru hakkının verilmesi(kadrolu ve sözleşmeli)
-Kurumlar arası geçiş kontenjanının daha makul hale getirilmesi
-Kurumlar arası geçiş başvurularında muafakat onayının kalkması, atama durumunda muafakatın istenmesi
-Kurumalar arası geçiş başvurularında askerlik ve doğum izninin hizmet sürelerinden sayılması
_Yaklaşık 2000-3000 kişilik bir birikme olduğundan 2005 yılı temmuz atamalarında olduğu gibi kurumlar arası geçiş alımlarının bir defaya mahsus toplu bir şekilde yapılmasıdır.
Sayın Bakanım bu maddeler daha önceki dönemlerde gerçekleşmiş yönetmeliklerde varolan maddelerdir.mevcut yönetmeliğe göre benim gibi çoğu öğretmen adayı memur arkadaş en az 10 yıl sonra öğretmen olacaktır fakat bu uygulama ne devletimize ne eğitim bekleyen küçüklerimize ne de benim gibi öğretmen adayı memurlara bir kazanım sağlamaktadır, bu yönetmelikle kazanan maalesef ki yoktur.
Geçmiş bakanlığınızdaki gibi bu konu üzerinde de hassasiyetle duracağınıza ve gereğini yapacağınıza olan inancım sonsuzdur.
saygılar(özgür)
Gelin gün en cok hareketli olmamız gereken gün.Asıl şimdi ne yapılacaksa yapılır . Gidelim müsait olan,konuya hakim bir kaç arkadaş konuşalım randevu almaya çalışalım lütfen.Bakan değişti yeni bakanın bu konuya bakışını bir öğrenelim mağduruz dile getirelim. Olaki toplu bir alımdan hepimiz faydalanırız. Bakın ben bu sene kurumlar arası gecişe başvurmayacam kısmetse yaza düğünüm var ağustosta atansam bile gidemeyeceğim için başvuru yapmayacam ama arkadaşlar şaşırtacak çıldırtacak kadar ilgisiz duruyorsunuz lütfen. delal47
gerçekten bir şeyler yapmanın zamanı çünkü yumurta gelip..........'e dayandığı zaman bu işleri maalesef düşünüyoruz.maalesef bu işler uygulamaya döküleceği zaman çoğu kimseden gık çıkmıyor ve çok kişi maalesef üzerine düşeni (maddi/ manevi ) yerine getirmiyor;yani kısacası bazı arkadaşlar sadece bu forumu yazı yazıp kendisini rahatlatma yeri olarak görüyor maalesef! herzaman bu tür işlerde üzerime düşeni yapmaya hazırım ve izlenecek yol zaten geçen senelerden bildiğimiz gibi belli(özellikle Ankara'da kalan arkadaşların belirenmesi ve bir grup arkadaşın seçimi gibi......) ancak önemli bir fark olacak! bu da milletvekillerinin dışında özellikle bakanın makamına gidip bir randevu ayarlamak ve direk bakanla görüşmek (mesleğimizi yapmak istediğimizi,maliyeden izin alarak bizleri bütçeye herhangi bir yük getirmeden bakanlığına amak için girişimde bulunulmasını,kpss sınav puanı ile atanma hakkının verilmesi gibi zaten bildiğimiz şeyleri anlatmak) inanın bakanla yapılacak bir görüşme çok ama çok şeyi değiştirir çünkü bizim iş aslında çok basit bakan maliyeye bütçeye herhangi bir yük getirmeyecek bu gençleri eğitim camiasına kazandırmak için maliyeyeyle bir görüşecek,zaten bakanlık herzaman öğretmene ihtiyaç duyuyor ki enson 30,000 kadro ihdas edilmesi için tasarı sunuyor.Ha bu arada KPSS sınavıyla atanmaya da buradaki kimsenin itirazı olmaz çünkü okulunu bitirdikten sonra herkes önünde bir sınavın olduğunu biliyordu ;ancak bizlerin diğer eğitim mezunlarından bir farkımız ki bu da ekstramız: memur olmamız ve sınavsız devlete hiç bir yük getirmeden öğretmen olma hakkımız bunu da kimse bizlere babasının hayrına vermedi.askerlik yapan arkadaşlar bilirler kısa dönem askerlik yapan kişileri uzun dönem askerler sevmez çünkü onlara göre onlar(poşetler yani) göya onların sanki hakkını yemişlerdir halbuki bu adamlarda 18/20 yıl dirsek çürütmüştür; yani bizlere de bazıları laf atıyor olabilir ama bizler kimsenin hakkını gasp etmedik alnımızın teriyle bunları kazandık bu avantajımızı da kullanmak bizim en doğal hakkımız ama bizler buralara zaten sınavla geldik oralara da sınavla gitmeye de hazırız ve burdaki çoğu insanın da sınavla yani kpss ile atanma kapasitesinin olduğuna inanıyorum. bana göre eğer böyle bir girişim olursa öncelikle burdaki herkesin en doğal hakkı olan kurumlararası atama sorunu dile getirilmeli ha bu olmadıysa kpss sınav puanı ile atanma hakkının verilmesi için görüşülmeli;çünkü aramızda bu iş için epey zamandır bekleyen arkadaşlar var(kurumlararası atama için) ! tabiki gönül isterki isteyene kurumlararası atama isteyene kpss sınav puanı ile atanma hakkının verilmesini ama olsa dükkan sizin arkadaşlar! tias
Fikirler benzin gibidir çok kişide benzin vardır fakat onu bir motora koyup çalıştırabilecek girişim, alevleyebilecek kibrit yoktur, demiş batılı bir düşünür. Delal, Ahmet Özkan, Tias arkadaşlarım doğruyu söylüyorlar. Tepkisiz kaldıkça bizi yenilgiyi kabullenmiş sayacaklar. Sessizliğimiz mevcut durumu kabullenmişlik algılanacak. Mantık ölçüleriyle bağdaşmayan, aklı selim ürünü olmayan, üzerinde etraflıca düşünülmemiş, hepsinden öte Hüseyin Çelik gibi hukuk katili bir adam imzalı bir yönetmeliğe teslim olmamak gerekir. Bu öyle gaddar bir yönetmelik ki, imzasını taşıdığı bakanın da başını yedi, biz hala neden buna sessiz duruyoruz. Çelik'i deviren bu düzenin yeni bakana da aynı sonu hazırlamasına izin vermeyelim. Hem sabrımız da tükendi artık ...ahmed said
Yorumların tamamını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız ...